воскресенье, 13 ноября 2011 г.

Din Gününün Özellikleri



Allah Katında yerin, göğün ve insanın yaratılışı ne derece kolay ise kıyamet gününün gerçekleşmesi de bunlar kadar kolay olacaktır. Kuran'da hesap ve ceza gününün gerçekleşmesi, "şüphesiz" ve "mutlaka" kelimeleriyle pekiştirilir. Kesinlik bildiren bu sözler, inananların ahirete olan korkularını ve dünyadaki çabasını arttırırken, inkar edenlerin kıyamet hakkındaki şüphe ve inkarlarına da en açık cevabı vermektedir.
Geçmiş devirlerde olduğu gibi, günümüzde de dini reddeden ya da hak dinden ayrılarak geleneklerle bütünleşmiş batıl bir din yaşayan insanlar toplumun büyük bir kesimini oluşturmaktadır. Oysa normal bir muhakeme yetisine sahip, düşünebilen bir insan için, ahiret gününe ihtimal vermemenin herhangi mantıksal bir dayanağı yoktur. Bilimsel tüm veriler de bize dünyanın sonunun yaklaştığını haber vermektedir. Buna rağmen, insanların bir kısmının bu gerçeği gözardı etmelerinin sebebi, Allah'ı gereği gibi tanıyıp takdir edememeleri, gerçek rehber olan Kuran'dan sapmaları ve dolayısıyla da hüküm gününde verecekleri hesabı düşünmemeleridir. Allah korkusu ile hareket eden müminler hızla yaklaşan bu sonun açıkça farkındalarken, nefsini rehber edinen insanlar bu büyük gerçeği görmezden gelmektedirler. Nitekim Allah Kuran'da insanlara bu gerçeği şu şekilde haber vermektedir:

De ki: "Allah sizi diriltiyor, sonra sizi öldürüyor, sonra da kendisinde hiçbir kuşku olmayan kıyamet günü O sizi biraraya getirip toplayacaktır. Ancak insanların çoğu bilmezler." (Casiye Suresi, 26)

Dünya hayatı boyunca pek çok kez din ahlakına davet edildiği halde doğruları görmezlikten gelenler, kendilerini bekleyen dehşetli sonu ancak din gününde tam olarak idrak edebilirler. Dünya hayatı boyunca reddettikleri herşeyi karşılarında bulan insanlar ne denli boş bir oyalanma içinde olduklarını o gün tüm açıklığıyla göreceklerdir:

Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir. (Kaf Suresi, 22)

İnsanların bu büyük günü kavrayamamalarının sebebi, nefislerinin yönlendirmesine ve kendi fikirlerine çok fazla güvenip, kendi çıkar ve isteklerine bağlı olmaları ve bu "gaflet" perdesini kaldırabilecek gerçeklere, vicdanlarını körelterek sırt çevirmeleridir. Nitekim Kuran'da Allah, dünyaya yönelen, hevasına uyan, vicdanını dinlemeyen insanların anlayışlarının olmadığını, Kuran'da geçen ifadeyle kalplerinin kilitleneceğini, bundan dolayı doğruyu görüp ayırt edemeyeceklerini bildirmiştir. Oysa artık, Allah'ın varlığına, büyüklüğüne ve vaat ettiklerine kendileri de açık bir şekilde şahittirler.
Bir insan, kıyamete ve o gün yaşanacak olan olaylara tek bir an dahi inanmış, bu ihtimalin "olabilirliğini" yalnızca bir saniye için düşünmüş bile olsa, yaşayacağı korkunun tarifini yapmak oldukça zor olacaktır. Bunu daha en baştan reddetmek, hatta aklına bile getirmemek, ahiretin varlığına ihtimal vermemek, insanların büyük bir bölümünün aldanmasına neden olmaktadır. Kendilerini saran bu aldanış ile bir "yokoluşu" kabullenmişlerdir. Yok olma ihtimalinin korkunçluğunu da hiç düşünmediklerinden, kıyamet gününe ve ahirete inanmaktansa bu fikri kabullenmek kendilerine daha kolay gelmiştir. Şeytanın yöntemi işte budur. İnsanları türlü yöntemlerle düşünmekten alıkoyar ve asla erişemeyecekleri büyüklük isteği ve mallarını artırma tutkusu ile onları dünya hayatında oyalar. İnsanların ahirete karşı gaflet içinde olmalarının en temel sebebi budur. Ahirette karşılaştıkları gerçekler de kendilerine pişmanlık ve tüyler ürpertici bir korku getirecektir. İnsanlara daha önce haber verilen gerçek tüm açıklığı ile ortadadır. Artık hesap gününden kaçış yoktur. Bu inkarcılar için gerçekten de zorlu bir gündür. Ayette bu gerçek şöyle haber verilmiştir:

Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün. (Kamer Suresi, 8)

Комментариев нет:

Отправить комментарий